15 Mart 2014 Cumartesi

bizim gibi çocuklar.


bizim gibi çocuklar, kolay ölür. ingilizce’de çekingen, beden’de eşofmanı iki beden küçük, önlüğün altına eşofman giyen, hafta sonları sokağa inip, koca bir taşla ha bire kiremit ezen, sıkılsa da gıkı çıkmayan, defteri bitince başta yazdıklarını silen, akşam olunca çekyatları çekip kardeşleriyle beraber sobalı ve televizyonlu odada uyuyan, annesiyle akşam pazarına giden, mahallede lastik yakılınca üstünden atlayan, yaz tatilinde köye giden, hukuk okumak istediği halde konfeksiyonda çalışan çocuklar, çok kolay ölür.

bindiğimiz otobüs kaza yapar, e5’te minibüsümüz devrilir, ustabaşı gözümüze makas fırlatır, fabrikada elektrik çarpar, freni boşalan tır oturma odamıza girer, çukura düşeriz, inşaat temelinde boğuluruz, alışveriş merkezinin boşluğuna yuvarlanırız, ya öteki mahalleden abilerin ya da polisin elinde kalırız.

biz, çok kolay ölürüz. ölüm bizim mahallelerde kol gezer. sabah kalkarsın, hasan ölmüş derler. araba çarpmış. vuran kaçmış. ibrahim ölmüş derler. bıçaklanmış. bıçaklayanı kimse görmemiş.

Read more ...

10 Mart 2014 Pazartesi

The Notorious B.I.G 17 yıl önce aramızdan ayrıldı, işte onun hikayesi

Editör Notu : Bu hikaye Mart 2012 XXL Özel Sayısında, Biggie'nin 15. Ölüm yıldönümü anısına yazılmıştı, Bu kötü günde Biggie'yi hatırlamak için XXL Hikayeyi tekrar yayınlıyor
 1972 Yılında Vahşi NYC / Brooklyn 'de doğan genç Christopher Wallace doğduğunda, Genç siyah gençlerin 40lı yaşları görmesi beklenmedik bir şeydi, gerçekten 2 stüdyo albümü yaptı, 1994'te Ready To Die ve 97'de Life After Death, onu büyüten dünyada sürekli bir Kaos, Paranoya ve Müthiş şiddet döngüsü olmuştu.

 Ergenliğinin başlarında, 80lerde şehirin her yerinde graffitiler doluydu, şehirdeki tüm abileri crack satarken o da bu dünyada yaşamaya alışmıştı, bu babasız çocuk geceleri kendine polis sirenlerini ninni yapıyordu, öğretmen annesi onu inanılmaz seviyordu, ancak bu onu sokaklardan uzak tutmaya yetmedi, o sokakların rehberliği ve teşviğine kapılmıştı bi kere

 Sürekli okuldan kaçıp, St.James'te tayfasıyla takılır, junkie'leri ve torbacıları izlerdi, tüm bunları zihninde kaydetmişti, bir yandan da Golden Age'in Big Daddy Kane ve Rakim gibi MC'lerinden etkileniyordu, Tayfasıyla yaptığı Freestyle'larda durdurulmaz bir güçten farksızdı ve diğer tüm arkadaşlarına ilham kaynağı oluyordu, bir yandan da Esrar ve Malt Likörlerin bağımlısı olma yonunda koşturuyordu, Dünyadan bıkmış bir ergen olarak Christopher Wallace, HipHop'un en iz bırakan MC'lerinden birine dönüşüyordu, The Notorious B.I.G.


 Kane adında eski bir DJ ile tanışmıştı, o bu 19 yaşındaki gence bağlantılar yaratıp bu yeteneğini parlatmasını sağlayacaktı, The Source magazinin "Ünsüz Yetenekler" kısmında yer almıştı, tarih 92 Mart. Hemen ardından doldurduğu bir kaseti Uptown Records'ın Şef'i Sean "Puffy" Combs'a yolladı, ve hiç beklemediği bir dönüş aldı, Puffy Uptown'ın yeni bir oluşuma başlayacağını ve mutlaka kendisini görmek istediğini söyledi. Böylece Biggie artık Bad Boy Records'ın bir parçasıydı, bazen Hardcore bazen Buddha öğretileriyle hareket eden MC, çok sert bir ilk albüm hazırlıyordu, kitlelere satmak umrunda değildi, yapmak istediği "yapamazsın" diyenlere "yapabileceğini" kanıtlamaktı. Ne olduğunu ve Ne yapabileceğinin farkındaydı, kim kendisini böyle özetleyebilirdi ki "Sonsuza kadar Siyah ve Sonsuza kadar Çirkin"

 Notorious B.I.G'in sahnesi açılırken, bu aslında doğumuydu ve üzücü çaresizliği "Suicidal Thoughts" ile bitiyordu, şarkının sonundaki Silah sesiyle bunu bize hissettiren Biggie, albümün adı olan Ready To Die ile Big'in dünyasında gezmemizi sağlıyordu, Crack satıcısının stres ile geçen saatlerini anlattığı "Everyday Struggle", iyi bir yaşam motivasyonu olan "Juicy", kan dondurucu bir açlığın ürünü "Gimme The Loot", albümün tamamıyla beraber müthiş şarkılardı, tamamiyle tutkuyla yapılmış ve sanki tek bir beat'miş gibi gelen kusursuz altyapılarla birleşen Big'in ilk albümü Ready To Die milyonlar sattı ve onu bir anda gelmiş geçmiş en iyi MClerden biri yaptı, ve tabii ki New York'un kralı yaptı.

 Biggie, saçmalığın içine doğmuştu, abisi ve babası olmayan, HipHop'ın efsaneleri arasına yürürken yalnız olan Christopher Wallace, tabii ki bu dünyada kontrolünü kaybedecekti, cehennem onu 40 olmadan, 25te aramızdan alacaktı. 9 Mart 1997'de İkinci şaheser'i Life After Death'i çıkarmadan 2 hafta evvel vefat etti, Hiphop onun yeteneklerinden uzak kaldı ve bu duruma doğru ilerledi, onu hep özlemekle beraber, onun gibi bir yeteneğe tekrar ulaşmanın zorluğu da bizleri üzüyor. Yeni Rapçilere söyleyecek tek bir sözümüz var "Notorious gibi kusursuz olmaya çalış"

Yazan : Micheal Gonzales
Çeviri : Cenk Durlu @cenkdurlu
Read more ...